Türkçe English
Makaleler

Sanet Monoray Sistemleri Anuga Food Tec Fuarı’ndaydı

Almanya’nın Köln kentinde düzenlenen dünyanın önemli gıda fuarlarından Anuga Et Fuarı’na bu yıl ilk kez gıda teknolojileri fuarı da eklendi. 27-30 Mart 2012 tarihleri arasında düzenlenen Anuga Food Tec Fuarı’na ülkemizden de çok sayıda firma katılım sağladı.

11 salonda düzenlenen fuarda, 38 Türk firması yer aldı. Et teknolojileri alanında üç firmanın katıldığı fuarda, diğer firmalar ambalaj ve gıda makineleri alanındandı. Anuga Food Tec’te yer alan et toknolojileri firmaları, kesimhaneler için modern monoray sitemleri üreten Sanet Ray Kesimhane ve Monoray Sistemleri Ltd. Şti. ile birlikte Arı Makine ve Yiber Elektronik firmaları oldu.

Bu yıl ilk kez düzenlenen Anuga Food Tec’in düzenlenmesini memnuniyetle karşıladıklarını belirten Arı Makine Şirket Müdürü Turgut Arıcı fuarın oldukça geniş katılımcı portföyünün yanı sıra dünyanın pek çok ülkesinden ziyaretçilerd
en de ilgi gördüğünü belirtti.

Kırmızı et
sektöründe kesimhane, depolama ve taşıma alanlarında kullanım kolaylığı sağlayan “ikiz ray” sistemini geliştiren ve sektörün ihtiyaçlarına cevap vermek üzere karkas transfer   rayları üreten Sanet Monoray Sistemleri, Anuga Food Tec ile ürünlerini Avrupalı kırmızı et firmalarına tanıttı. Fuarda ilgi gören ürünleri ile Türkiye’den teknoloji ihraç edecek olan Sanet yöneticisi Vet. Dr. Ahmet Yücesan fuar hakkında; “Ülkemizde ilk kez ikiz ray sistemlerini dizayn ederek kesimhanelerde uygulamaya geçirmiştik. Artık yurtiçinde olduğu gibi yurtdışında da hem büyükbaş hem de küçükbaş kesimhane projelerini uyguluyoruz. Anuga Food Tec bu anlamda yabancı firmalarla bağlantı kurmak ve ihtiyaçlarına cevap verebileceğimizi görmek açısından önemli bir kazanım oldu” dedi.

Anuga Food Tec iki yılda bir düzenlenmeye devam edecek ve gelecek organizasyon 24-27 Mart 2015 tarihlerinde olacak.

 


KIRMIZI ET SEKTÖR BULUŞMASI

 

   ETBİR Yönetim Kurulu üyelerinin ev sahipliğini yaptığı organizasyonun açılış konuşmasını yapan, Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Ahmet Yücesan “ETBİR Yönetim Kurulu olarak 15 Ocak 2011’den itibaren devraldığı görevi bir bayrak yarışı olarak kabul ediyoruz. Sektörün çatı örgütü olmanın verdiği sorumlulukla, üyelerimizden ve sektörden aldığımız destekle faaliyetlerimizi kaldığı yerden devam ettirerek, sektöre faydalı çalışmalar yapma ilkemizi sürdüreceğiz.” dedi. Kurulduğu 1998 yılından bu yana ETBİR’e başkanlık yapanlara teşekkür eden Yücesan, son yıllarda yaşanan sektörel ve global krizlerin ardından ithalatın açılmasıyla, 2011 yılına yoğun bir gündemle girildiğini belirtti. “Üstlendiğimiz görevin sorumluluğuyla et sektörünün sorunlarının çözümü için üyelerimizin de desteği ve işbirliği ile önemli yollar kat edeceğimize inanıyorum” diyen Dr. Ahmet Yücesan, bu dönemde çalışma gruplarının tecrübesinden ve önerilerinden yararlanabileceğimiz tüm üyelere açık olacağını ve Birliğimiz için yapılacak her türlü faaliyeti tüm sektörle paylaşmak istediğini ifade etti.

 

   Sektördeki son iki yıla dair gelişmeler ve dernek faaliyetleri hakkında sunumu ise Yönetim Kurulu Başkan Vekili Mustafa Albayrak yaptı. Yaklaşık 2007 yılından itibaren iç yapısal sorunlarından kaynaklı krizlerle mücadele eden kırmızı et ve hayvancılık sektörünün, 2009’daki global krizin de etkisiyle bir dönüşüm geçirdiğini ifade eden Albayrak, bu süreçte pek çok firma sektörden çıkarken, 2010 yılı itibariyle tüketici fiyatlarına zirve yaptıran bir materyal sıkıntısı ve fiyat istikrarsızlığı süreci yaşandığını hatırlattı. Mustafa Albayrak, 2010 yılının ikinci yarısından itibaren açılan kasaplık canlı hayvan ve ardından taze karkas et ithalatıyla, geçici olarak ithalatın başladığını ifade ederek, kısa sürede besiciliğin normale dönmesi ve aynı maliyetlerle bir an önce kendi üretimimizi yapar hale gelmemiz gerektiğini belirtti. Albayrak, son dört yıla bakıldığında sektörde ancak şimdi kurulmaya başlayan istikrarın kalıcı olacağını düşündüğünü ve beklediğini sözlerine ekledi.


    “Yapılan yatırımlarla gelecek sezonda ülkedeki besi hayvanımızın yeterliliğinde sürdürülebilirlik sağlanacağına, bu materyalin piyasaya sürülmesiyle sektörde istikrarın devam edeceğine inanıyoruz.” diyen başkan vekili, bunun için halihazırda yatırım yapılan besilik materyaller piyasaya sürülene dek fiyat dengesinin korunması özen gösterilmesi gerektiğini hatırlattı ve “Besilik canlı hayvan ithalatı iç piyasa kendine yeter hale gelene dek sıfır gümrük vergisiyle devam etmelidir” dedi.  Albayrak, sektörün gerçek sahiplerinin güç birliği içinde, ülkeye yeter sürdürülebilir üretimi sağlayacağı inancıyla katılımcılara teşekkür etti.


    İstanbul Tarım İl Müdürü Ahmet Kavak da konuklara hitaben yaptığı konuşmasında kırmızı et sektörünün mensuplarıyla birarada olmaktan duyduğu memnuniyeti ifade ederek, aynı sektörün paydaşlarının birbirlerini tanıyarak, işbirliği halinde çalışmalarının sektörü güçlendirdiğini belirtti.
Konuklar arasında yer alan İstanbul Sanayi Odası Meclis Başkanı Erdal Bahçivan da sektörün çatı örgütleri olarak işbirliğini sürdürmekten mutluluk duyacağını ifade ederken, gıda üretiminin üretim ve tüketimdeki önemine dikkat çekti.


MEZBAHALARDA İKİZRAY SİSTEMLERİ

   Tarihe bakıldığında ilk mezbaha örneklerini, Selçuklular’da kasapların toplu kesim yaptığı alanlar olarak görmekteyiz. Osmanlılar’da ise halkın et ihtiyacı, lonca teşkilatının kasapları tarafından temin edilirdi. Sefer halinde iken Osmanlı Ordusu’nun et ihtiyacını da mola yerlerinde kurulan seyyar mezbahalar tarafından karşılanırdı.



   Osmanlılar hayvan kesimine bu kadar önem verirken, diğer ülkelerde hayvan kesimi ile ilgili hiçbir teşkilat yoktu. Batılı ülkelerde ise ilk mezbahaların ancak 17. YY’da kurulabildiğini tarihten öğreniyoruz.



   1453 yılında İstanbul’un fethi sonrasında, Fatih Sultan Mehmet’in emriyle Yedikule’de yerleşik büyükbaş / küçükbaş kesimi için mezbahalar kurulmuş ve şehrin diğer yerlerinde kesim yapılması yasaklanmıştır. Sonraki yıllarda İstanbul nüfusunun artmasıyla Yedikule mezbahaları yetersiz kalmış, yeni bir mezbaha kurulması gündeme gelmiştir. Yeni mezbahanın şehrin dışına kurulmasına karar verilmiş ve şimdiki Sütlüce’ye bu mezbaha kurulmuştur. Sütlüce Mezbahası, Yedikule Mezbahası’na göre daha modern, daha büyük, daha çok kesim yapma kapasitesine sahipti.



   Mezbahacılık, 1936 yılında yapılan sanayi kongresi ardından önem kazanmıştır. 1946 yılında ABD’den gelen uzmanlar, mezbaha konusunda bir proje hazırlamışlar ve yetkililere sunmuşlardır. 1952 yılına gelindiğinde Et ve Balık Kurumu (EBK) kurularak mezbahalarda havai hat sistemine geçilmiştir. Bu sistem, sonraki yıllarda birçok belediye mezbahasına örnek olmuş ve monoray sistemli kesim tamamen uygulanmıştır. Günümüzde ise yasalar gereği, kasaplık hayvanların yerde kesimi yasaklanmış, kesimlerin tamamen havai hatlarda yapılması uygun görülmüştür.


   Havai hatlarda ilk uygulama, lama demir üzerinde yürüyen döküm tekerlekli kancalar şeklinde iken kullanımı daha kolay, sağlamlık açısından yine 60 çaplık boru sistemi üzerinde daha geniş oturumlu makaralar yapılmıştır. Demir üzerine tek hatta yürüyen bu sistemler, özellikle işçi sağlığı ve iş güvenliği açısından oldukça riskli olduğundan, Batı Avrupa ülkelerinde yeni bir çalışma yapılmıştır. Sonuç olarak ikiz ray üzerinde plastik tekerlekle yürüyen sistem dizayn edilmiştir. Bu sistemler ilk olarak Fransa ve Belçika’da kullanılmaya başlanmıştır. Sonrasında ise birçok AB ülkesi bu sisteme geçme kararı almıştır.

   Sanet Ray, kesimhane ve et depoları taşıyıcı sistemlerinde ikiz ray transferlerini kullanmış ve geliştirmiştir. Karkas depolarında yapılan çalışmalar sonunda kısa sürede başarı elde edilmiş ve Sanet Ray sektöründe ilk üç firma arasındaki yerini almıştır. İlerleyen çalışmalar sonunda ikiz ray sistemi Türkiye’de ilk kez büyükbaş ve küçükbaş kesimlerde uygulanmış ve başarılı olmuştur.

   Sanet Ray tarafından yapılan bu sistemler, gerek yurtiçinde gerek yurtdışında birçok kurum ve mezbaha tarafından başarıyla kullanılmaktadır.

 


SANET
Vet. Dr. Ahmet YÜCESAN


YENİ GIDA MEVZUATI

 

   Panelde Aralık 2011’den bu yana Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren gıda mevzuatına dair düzenlemeler hakkında İstanbul Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü Hayvan Sağlığı Şube Müdürü Adnan Tepe katılımcılara detaylı bilgi verdi. İstanbul Veteriner Hekimler Odası Başkanı Prof. Dr. Murat Arslan ise mevzuatın veteriner hizmetleri ve mesleki balımdan getirdiği yenilikler ve önemli hususları hakkında görüş ve değerlendirmelerini aktardı. Dünya Gazetesi Tarım Yazarı Ali Ekber Yıldırım tarım sektörünün medya ile ilişkileri ve medyanın gıda, tarım haberlerine bakışı yönünden ele aldığı konuşmasında mesleki tecrübelerini paylaştı. Medyanın bakışıyla mevzuatı değerlendiren Yıldırım, özellikle uzmanlık isteyen bu tür çalışmaların kamuoyu ve gazeteci tarafından anlaşılırlığı üzerinde durdu.
İkinci oturumda kırmızı et sektöründe faaliyet gösteren firmalar, konunun kırmızı eti ilgilendiren tarafları ile birlikte sektörün güncel meselelerini tartıştılar. ETBİR Başkan Vekili Mustafa Albayrak’ın yönettiği oturumda söz alan firma temsilcileri Hakan Akkoyun ve M. Emin Arslan mevzuatın hayata geçirilmesi ve uygulamaya üzerinde durdular.


    Tüm bu düzenlemelere rağmen gıda güvenliğinde sorunun kaynağının konuşulmadığını belirten  Bonfilet Yönetim Kurulu Başkanı ve ETBİR üyesi Hakan Akkoyun; “Kaynak düzeltilmeden yazılı düzenlemeler hiçbir şeyi tek başına değiştiremez. Üreten, işleyen, satan herkes bu kurallara vakıf olmalıdır. Üretici iyi bir hayvan yetiştirdiğinde mükafatını sanayiciden ve desteklemelerden görmelidir. Daha hızlı bir şekilde yol almamız için sade, anlaşılır bir şekilde tanıtım kitleriyle taban bilgi yayılmalıdır. Yeni düzenlemelerle olabildiğince sade, bürokrasisi azalmış işlemlerle sistem kayıt altına alınmalıdır” dedi. Akkoyun kırmızı et sektörünün yeni sanayileşmeye başlayan bir sektör olduğunu ifade ederek şöyle devam etti: “İlk Gıda Kodeksi oluşumunda ETBİR adına komisyon üyesi olarak, kanatlı ve kırmızı et karışımına şiddetle karşı çıktık. Ama bu karışım izni gelip ilk olarak sanayiciyi vurdu. Bu üretimler denetlenemedi, merdiven altı üretim gelip sanayiciye çarptı. Sonuçta çözüm tüm süreci ve üretimi kayıt altına almaktır.” Kırmızı etin Türkiye’de çok büyüyeceğini düşündüğünü belirten Akkoyun “Kırmızı eti bilen, tüketmeyi bilen, seven ama tüketemeyen bir toplumuz. Sanayici, üretici ve kamunun sürekli istişare ve işbirliğine ihtiyacı var. Üretimde 10. sıradan 136. sıraya geldik ama başaracağız” diye ekledi.


    Etçii Genel Müdürü M. Emin Arslan ise “Yeni mevzuat ile onay almış firmalar dışında merdiven altı üretimin nasıl engelleneceğini anlayabilmiş değilim” diyerek, denetlenmeden kesim yapan küçük işletmeler, 3. Sınıf mezbahalar neler yapılacağını yetkili otoritelerden öğrenmek istediğini belirtti. Et mamulü üretiminde tavuk kemiği ve atıklarının kullanımının 1,5 milyon ton civarındaolduğunu düşündüğünü belirten Arslan, “Büyük marketlerin 5 TL’lik kampanyalarında hala bunu görüyoruz. En iyi denetçi tüketicidir yaklaşımı doğru bir yaklaşım. Tüketici bu konuda bilinçlendirilmeli” dedi.